41,0867$% 0,34
48,0345€% 0,42
55,6355£% 0,81
4.532,49%0,87
3.447,17%0,95
11.288,05%-0,71
30 Ağustos 2025 Cumartesi
İki evlilik geçirmiş olan ve 2 çocuk babası Tekin Atılgan, kaybolması üzerine yakınları tarafından 17 Ağustos tarihinde polise bildirilmiştir. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekiplerinin başlattığı araştırmada, Atılgan’ın otomobili terk edilmiş şekilde bulunmuştur. Polis, Atılgan’ın çalıştığı dondurma fabrikası ve çevresindeki güvenlik kamera kayıtlarını incelemeye almıştır.
Yapılan incelemeler sonucunda, Atılgan’ın kaybolduğu gün dondurma fabrikasından çıkan bir aracın Niğde’nin Altunhisar ilçesi yönünde sefer yaptığı tespit edilmiştir. Araştırmalarını bu bölgede yoğunlaştıran polis, Altunhisar ilçesi yakınlarındaki yol kenarında bir buzdolabı bulmuştur. Buzdolabını açan polis, Tekin Atılgan’ın cansız bedeniyle karşılaşmıştır.
Polis, yaptığı araştırmada dondurma fabrikası müdürü Yaşar Can Kahya’nın 18 Ağustos’ta Tekin Atılgan’ı işten çıkardığını, 20 Ağustos’ta ise Atılgan’ın müdürle tartışmak için fabrikaya geldiğini belirlemiştir. Kahya, olaydan sonra Kayseri’de yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Yapılan sorguda, suçunu itiraf etmiştir.
Yaşar Can Kahya, incelemeler sonunda Atılgan’ı işyerindeki tartışma sırasında tabanca ile öldürdüğünü, cesedini dondurma dolabına yerleştirip üzerine dondurma doldurduğunu, sonrasında dolabı aracına yüklettiğini, ardından Niğde’nin Altunhisar ilçesinde yol kenarına atıp ateşe verdiğini ifade etmiştir. Yapılan incelemede, Atılgan’ın cesedinin dondurma dolabında zarar görmediği tespit edilmiştir. Kahya, Aksaray’daki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilmiştir.
Ukrayna’nın kuzeyinde önemli bir olay yaşandı. Ülkede eski Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkanı’nın, batıda yer alan Lviv şehrinde hayatını kaybettiği bildirildi.
Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, “İçişleri Bakanı ve Başsavcı, Lviv’de meydana gelen trajik olayla ilgili detayları paylaştı. Eski başkan öldürüldü.” denildi.
Olayın ardından güvenlik güçleri, suikastın faillerini bulmak için yoğun bir arama çalışması yürüttü.
Yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü ve halkın gelişmelerden haberdar edileceğini duyurdu. Görgü tanıkları, saldırganın motosikletle yaklaşarak kurbanına ateş ettiğini ifade etti.
Daha önce, 2014 yılında başkan bir suikast girişiminden kıl payı kurtulmuştu. O dönemde, eski hükümet döneminde planlanan bir saldırının hazırlıklarının yapıldığı tespit edilmişti.
Kayseri’de 30 yıl önce arıcılığa başlayan Şahin Orhan, arılara olan ilgisini zamanla geliştirerek farklı yöntemler denemeye başladı. Kendi köyünde bal üretimine devam eden Orhan, şehir merkezindeki evinde de arılarından ayrılamıyor.
Evin oturma odasına kovan yerleştiren Orhan, duvarı delerek boru aracılığıyla dışarı çıkmalarını sağladı. Geliştirdiği özel yöntemle arılar, bu boru sayesinde şehir merkezindeki ağaçların çiçeklerinden polen ve nektar toplayarak geri dönüyorlar.
Bu sistemi geliştiren Orhan; “Arıların ana kutularını balkona koyuyordum. Arılarımı orada seyrediyordum. Bu şekilde bir formül buldum. Sistem üzerinde düzeneği var. Kovanlarda 40 derece üzerinde petek erir. 10 derecenin altında da arılar salkıma geçer. Öyle bir ayarlardım ki, vana koydum ve kovanı rahatlıkla kapatıp açabiliyoruz. Kışın 10 derecenin altındaki havalarda arı salkıma geçmesi gerekirken evin içerisindeki ortam sıcak oluyor. O yüzden bu tür aletler kullanıyorum.” diye belirtti.
Orhan, dışarının ısısını takip ettiğini ve sıcaklık düşecekse vanayı kapattığını, kovanı güneş görmeyen bir yere götürdüğünü ifade etti. “Dışarının ısısı artınca kovanı buraya getirip vanasını açıyorum ve arılar normal hayatına devam eder. Ben burada bal üretmekten ziyade araştırma için bunu yaptım. Şu anda kovan içerisinde bal var. 5 çıtanın 4’ü yavru, 1’i tamamen bal dolu.” diye ekledi.
Arı sahibi Orhan, “Bu sistemi görenler, arıları nasıl alıştırdığımı merak ediyor. Arıların zarar vereceğini söylüyorlar. Ama bu arılar benim kendi ıslahım olan sokmayan arılar. Bu yüzden kimseyi rahatsız etmiyorlar.” şeklinde konuştu.
Şehirlerde bulundukları ağaçların çok sayıda polen sağladığını belirten Orhan, “Bu arılar benim evladım gibi. Onları hissederim, hastalıklarında onlarla beraber ağlardım. Hastalıklarına çare bulunca onlardan daha çok mutlu olurum. Arıcı için arısız yaşanmaz.” ifadelerini kullandı.
Fatih Gölbaşı, 54 yıl önce ortaokulda babasının isteğiyle laboratuvarlar için cam aletleri yapan ustasının yanına çırak olarak girdi. Cam şekillendirme sanatı üzerine kendini geliştiren Gölbaşı, daha sonra Hacettepe Üniversitesi’nde tıbbi cam üretimi üzerine çalıştı. Emekli olduktan sonra kişisel atölyesini açan Gölbaşı, üniversitede arkeoloji bölümünde tanıştığı hocalarla birlikte çalışmaya başladı. Gölbaşı, arkeolojik kazılarda hasarlı olarak bulunan ve tarihi milattan önce 400’lere kadar dayandığı belirtilen gözyaşı şişelerini restore ederek aslına uygun hale getiriyor.
Gölbaşı, fabrikadan gelen çeşitli kalınlıklardaki 1-1,5 metrelik cam boruları işleyerek, “Yapılacak objenin büyüklüğüne göre sap dediğimiz kısmı çekip, ocakta eriyen camı bazen çekerek, bazen üfleyerek, bazen de birbirine yapıştırarak çalışıyoruz. Gözyaşı, parfüm, zehir şişeleri ve hediyelik eşyalar üzerine çalışıyorum. Yılda 1500’e yakın obje üretiyorum. Aynı zamanda teorik bilgisi olup da pratik bilgileri olmayan öğrencilere, bu mesleğin kaybolup gitmemesi amacıyla dersler veriyorum” şeklinde konuştu.
Milattan önce de sosyal yaşamın parçası olan gözyaşı şişeleri üzerine çalışmalar yapan Gölbaşı, “Bu şişeler, askerlerin savaşa gittiğinde eşlerinden ayrı kaldıkları dönemde, eşlerine sevgilerini anlatmaları amacıyla üretilmiştir. Hanımlar, kocalarına olan sadakatlerini, bağlılıklarını göstermek için gözyaşlarını bu şişelerde biriktirmişlerdir. Aynı zamanda bazı kişiler bu şişeleri kötü amaçlarla kullanmak istemişlerdir. Arkeoloji alanında çeşitli çalışmaları bulunan akademisyenler, bu şişelerin aslına yakın bir çalışma yapmamı isteyebiliyor. Bu bağlamda farklı projeler geliştiriyoruz” dedi.
Gölbaşı, cam üfleme sanatının diğer mesleklere göre fazla risk taşıdığını belirterek, “Ateş yakar, cam keser. Ancak ateş ve camın birleşimi ile farklı şekiller elde ediyorsunuz. Bu farklı şekilleri elde ettikçe cam sanatı sizi daha çok kendine çekiyor. Mesleğimi her zaman ‘zanaat’ olarak tanımlıyorum. Gençlerin bu sanatı daha iyi noktalara taşıması için bilgimi ve tecrübemi aktarmaya devam ediyorum” ifadelerini kullandı.
Son günlerde camilerde yaşanan gerilimlere bir yenisi Sakarya’da eklendi. Adapazarı ilçesindeki bir camide, cuma namazı öncesinde imam vaaz vermeye başladığında cemaat arasında bir tartışma ortaya çıktı.
İddiaya göre, imamın vaazında bahsettiği konu yüzünden iki kişi arasında sözlü bir anlaşmazlık yaşandı. Kısa zamanda büyüyen gerginlik, kavgaya dönüşünce cemaat üyeleri duruma müdahale etti.
Vaazı bölünen imam, “Burası Allah’ın evi, burada sadece Allah’ın ayetleri okunur” diyerek cemaatten sakin olmalarını istedi. Ancak, uyarılara rağmen tartışma devam etti ve iki kişi camiden çıkarıldı.
Yaşanan olay, cep telefonuyla kaydedildi ve görüntüler kısa sürede sosyal medyada yayılarak geniş yankı buldu.